Türkiye'de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının Kesintili Tarihi 1978-1999

Türkiye'de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının
Kesintili Tarihi 1978-1999

An Interrupted History of Punk and Underground
Resources in Turkey 1978-1999


 (Arkaplanı değiştir, İçeriği gizle,)

Türkiye'de Punk Olmak

Tolga Güldallı

Bilinen ve kabul gören ansiklopedik tarifi ile Punk, 70'li yılların ikinci yarısında İngiltere'de bir müzik akımı etrafında gelişen toplumun tüm değerlerini alt-üst eden, yıkıcı bir altkültürdür. Müzikal alt yapısını 70'li yılların ortasında New York'daki bazı müzik gruplarından almış, tavır ve tarzı ise İngiltere'de şekillenmiştir: Punk'un nihilist ve yıkıcı tavrı, zamanla gelişip olgunlaşarak, antifaşist, antikapitalist, antimilitarist, antiotoriter, cinsiyetçilik ve homofobizm karşıtı, derin çevreci, hayvan haklarını savunan, kendin yap'çı yıkıcı-yapıcı bir "ideoloji"ye dönüşmüştür.

70'lerin ikinci yarısınnda öfke kendini, Avrupa ve Amerika'da Punk ile dile getirirken, Türkiye'de sokak çatışmalarına, grevlere ve devrim provalarında gösteriyordu. "Müzik dinlemenin" henüz "sırası" değildi. 12 Eylül 1980'de gerçekleştirilen "geleneksel" askeri darbe, işkenceler, zindanlar, idamlar, sürgünler, yasaklar, sansürler ve antidemokratik yasalarıyla gelmişti. 12 Eylül rejimi özellikle Sol muhalefeti tamamen susturmuş, günümüzde etkisi hala süren sistematik bir apolitizasyon ve kişiliksizleştirme çalışması ile, toplumun her kesimini, üniversiteleri, sanat ortamlarını sindirmişti. Devir, "Tonton amca", "köşe dönmek", "video kaset" ve arabesk devriydi.

Böylesine sindirilmiş, kişiliksiz bir toplumda, kendisine dayatılan yoz arabesk kültürü kabullenmek istemeyen, kendisine nefes alabileceği bir yer arayan bir kesim gençlik için bir alan vardı, o d: Heavy Metal. Tek tük kaset kaydı yapan yerler ve yurtdışından gelen iki yabancı Heavy Metal dergisinin "alt yazısız" sayfaları sayesinde, kendini "farklı" hisseden bir kesim gençlik böylece Heavy Metal ile tanışmış oldu. Magazinel olmanın dışında, çoğunluk için Punk ile tanışma, Heavy Metal'den Punk müziğe bir "tarz" geçişi ile gerçekleşti.

80'li yılların ikinci yarısından itibarı ile kendini metalci veya punk olarak lanse edenler, gündelik hayatın içinde de kendini göstermeye başlamıştı. 1977'lerde İngiltere'de punkların toplum düzenine karşı gerçekleştirdikleri "şok edici" taktikleri, kendini Türkiye'de 80'lerin ikinci yarısında "özgür bir birey" olma nedeni olarak, uzun saç, küpe veya yırtık kot ile gösteriyordu. Bu hergün kavga anlamına geliyordu. Ancak yaşanan bu sokak sıkıntılarının dışında Türkiye'de Punk, kültürel ve politik anlamda gündelik hayatta kendine yer bulamamıştır.

Türkiye'de gençlik, toplumun genel örf ve adet yapısına uygun bir şekilde, hiçbir alanda söz sahibi olamamıştır. Gerçek ekonomik, gerekse toplumsal baskılar nedeniyle gençlik bir alt kültüre ait olmak gibi "gençlik alışkanlıkları" sadece belli bir yaşa veya döneme kadar (İş hayatı, okul bitimi, askerlik veya evlilik) sürdürebilen, yaşanıp atlatılması gereken hiçbir zaman sağlam olmamış, gelenek sürdürülmemiş; bu yüzden kendilerini ifade edebilecekleri ve üretebilecekleri süregiden ortak bir yaşama alanı -altkültür- yaratamamışlardır.

Punk'ın Türkiye'deki politik hayatla tanışmasının bir çok nedeni vardır. Bunlardan en önemlileri kuşkusuz 1980 askeri darbesinin genel toplum üzerindeki baskı ve etkileri, darbe sonrası yaralarını sarmaya çalışan ve toplumsal hayatta tekrar yer arayan Sol'un içine kapanık muhafazakar yapısı ve de Punk'ların genel anlamda politik hayata katılmak gibi bir dertlerinin olmamasıdır.

Türk medyasında ve toplumunda Punk, başka ülkelerdeki genel bakış açısından farklı olmayacak şekilde- sapıklık, bi tip saç şekli, neo-nazi'lik ya da batı özenticiliği ile eş anlama gelmekteydi. "Resimlere bakmak" dışında Punk hakkında okunabilecek Türkçe kaynakların olmaması ve Punk'ın iletişim ve bilgi aracı olan fantazilerin ancak 90'lı yıllardan sonra ortaya çıkması nedeniyle, Punk çevresi içerisinde de Punk kavramının sığ kalmasına neden olmuştur. Kendini Punk olarak nitelendirenlerin çoğunluğu için Punk, öykünmenin ötesine gidememiş, sadece bir müzik tarzı, taviz verilmek zorunda kalınan dış görünümü ve Punk deyince akla ilk gelen aslında sadece Punk'a özgü bir durum olmayan bu olumsuz tablo, günümüzde de Türkiye'deki benzer tüm gençlik altkültürlerinin ortak açmazıdır. Türkiye'de yaygın bir altkültür olarak Punk'tan bahsetmesek de, hafızasını darbelerde yitirmiş, geçmişe ait bir belgesi olmayan bu depresif, muhazafakar ve "boya katılmış" ülkede, her türlü olanaksızlığın ve yalnızlığın içerisinde yaşanmış samimi bir dönemi belgelemek gerekiyordu.

Elinizdeki bu -övünç kaynağı olmayan, konusunda "ilk"- kitap, 80'li yıllardan, Türkiye'de ilk "resmi" yerli Punk albümü olan Rashit'in Telaşa Mahal Yok'un çıktığı 1999 yılına kadar olan süreçte, Türkiye'de Punk'ın kendini somut olarak ifade ettiği müzik ve yeraltı kaynaklarını içermektedir. Ancak bu kitap, o döneme tanıklık etmiş, "belli" kişi ve grupları içermekte, bir "Türkiye Punk Külliyatı" olarak algılanmamalıdır.

Kitapta Punk ile birlikte adını sıkça göreceğiniz bir diğer akım Hardcore'dur. Hardcore, 80'li yılların başında Amerika'da, punk gibi giyinmeyen ve klasik punk müziğe göre çok daha hızlı müzik yapan Punkların kendilerini ayırmak için yarattıkları tarzdır. Hardcore günümüzde, özgünlüğü, disiplini ve sert söylemi ile Punk'la birlikte anılan ana bir akım haline gelmiştir. Yine de bu kitapta terim karmaşası yaratmamak için genel olarak Punk kelimesinin kullanılması tercih edilmiştir.

Türkiye'de magazin köşeleri dışında Punk kelimesinin gözüktüğü ilk yer 1978'de Tünay Akdeniz ve Grup Çığrışım grubunun plak kapağında yer alan "Punk Rock" ifadesidir. Ancak bu ifade daha çok ticari amaçla yapılmış bir Punk şakasıdır. Aktif olarak Punk müzik yapan ilk topluluk 1987 yılında kurulan Headbangers'dır. Punk'ın iletişim kanalları olan fantazilerin, ilk görülmeye başlandığı yıl Türkiye'de fanzin kavramının da doğduğu yıl olan 1991'dir. Punk Müzik, Punk'ın "kendin yap" etiğine -zorunlu ve doğal bir şekilde- uygun olarak evlerde çoğaltılan demo kasetlerle yayılmış, Necrosis, Radical Noise ve Turmoil 1994 yılında ilk kez yurtdışında -Türkiye'de basımı yıllar önce bitmiş olan plak formatında- şarkılarını basma imkanı bulmuş, yerli müzik sahnesine bir çığır açmışlardır...

Günümüzde Punk, müzik ve "moda"sı ile her ne kadar kapitalizm tarafından ehlileştirip, ambalajlanarak karlı bir ürüne dönüştürülmüşse de, Punk bir tavır olarak tüm dinamikleri, yeraltındaki paylaşım ve komünitesi ile muhalif bir altkültür olarak devam ettiği sürece yaşayacaktır.

* Punklar, Punk üzerine okuyabilecekleri Türkçe kaynaklar ile çok geç tanıştılar. Punk altkültürü ile ilgili Türkçe'ye çevrilen ilk kitap, Dick Hebdige'in, orijinal adı Subculture: The Meaning Of Style olan "Gençlik ve Altkültürleri"nin ilk basım yılı 1988. Punk ile ilgili diğer kitapların basım yılları ise 2000'li yıllardan sonra. Bu kitaplar arasında Punk'ı yaratan ve etkileyen müzikal ve sanatsal akımlar ile dönemin ekonomik ve sosyal koşullarını anlatan Tricia Henry'nin "Punk Bir Altkültürün Oluşumu" adıyla Türkçe'ye çevrilen Break All Rules: Punk Rock and the Making of a Style ve Punk felsefesi ile ilgili Craig O'Hara'nın "Punk Felsefesi: Gürültünün Ötesinde" adıyla Türkçe'ye çevrilen The Philosophy of Punk: More Than Noise! kitaplarını okumanız tavsiye edilir.